BÇO ÇALIŞANLARI HAKLARINI BİLİYOR MU?

Categories: Genel

Uygulamada özellikle Kamu Kurumlarında yaygın hale gelen alt işveren, haberleşme çalışanlarının tabiri ile BÇO/taşeron uygulaması işçilerin haklarını kısıtlarmış gibi gözükmektedir. Halbuki durum böyle değildir.

4857 sayılı İş Kanunu tamamen taşeron işçileri koruyan düzenlemeler yapmıştır. Uygulamada ise işçiler, işsizlik korkusu, adalete olan güvensizlik, maddi imkansızlıklar, haklarını bilmemek ve bir çok başka nedenlerle İş Kanunun tanımış olduğu yasal haklarını işletemediği gibi işçiler, kendi aralarında taşeron şirketlerin uydurmuş olduğu yalan yanlış bilgilere inanmaktadırlar. Bu konu hakkında da kimse bilgi sahibi olmadığından uygulamada yaşanan kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücretleri, yıllık izin alacakları gibi konularda işçiler, ciddi anlamda sıkıntı çekmektedir. Bu sebeple de ülkemizin her bir yanında Mesleki veya Taşeron İşçi Dernekleri kurulmakta ve işçilerin haklarını her bir platformda dile getirmektedirler.

“Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sadece alın teri ve emek adaleti sağlayan her türlü hak savunucularının manevi olarak yanında olduğumuzu söylemeyi bir borç biliriz.”

Gelelim taşeron (BÇO) ve asıl işverenlerin (GSM Operatörlerinin) yalanlarına. Taşeron işçinin hakları yenmiştir ve haksız yere işten çıkarılmıştır veya işçi bir şekilde haksızlığa uğramıştır. İşçi hakkı yendiğinden ötürü Mahkeme dışında hak aramak ister. Önce asıl işvereni olan gsm operatörüne gider derki “benim tazminat hakkım varmış” diyerek tazminat alacaklarını operatörden sözlü olarak ister. Operatör de işçiye dönerek ilk yalanını atar; “biz işçilere tazminat ödememek için taşerona (BÇOya) verdik sizin bizimle alakanız yok, git taşeron şirketlerden tazminatını al” diyerek işçiyi başından savar. İşçi de bilmediğinden düşünür ve “adam haklı ben taşeron işçisiyim en iyisi ben taşerondan isteyim tazminatlarımı” diyerek asıl işverenin kapısından ayrılır. İşçi bu sefer taşeron yani BÇO şirketin kapısını çalar ve işçilik alacaklarını taşeron şirketten ister. Taşeron şirkette işçiye “sen bu şirkette 1 yıl doldurmadın veya geçmiş yıllarından banane git önceki şirketlerden iste benden bir hakkın yok yada işçiye, sen kendin işi bıraktın veya yalan tanıklarla haksız tutanaklarla seni işten çıkartırım hiçbir şey alamazsın” diyerek işçiyi psikolojik olarak ezer ve taşeron işçiyi korkutarak başından uzaklaştırır. Taşeron işçi, hem asıl işverenin söylediklerini hem de taşeron şirketin söylediklerini düşünür ve işin içinden çıkamaz. En sonunda taşeron işçisi “lanet olsun bu kanunlara hep zenginin adaleti varmış, işçinin hakkı bile yokmuş ne biçim kanun ne biçim adalet bu taşeronlar Allah’ından bulsunlar” diyerek çaresizlik içinde evine, ailesinin yanına boynu bükük şekilde döner.

Asıl işveren- alt işveren ve işçi üçgeninde yalanlar birbiri ile uçuşur ve asıl işveren taşerona, taşeron da kanunlara topu atar arada maalesef hakkı yenmiş olan işçi kalır, işçi alacaklarını alamadığından ötürü de mağdur olmuştur. İşçi, mağdur olduğundan suçu başkalarında aramaktadır. Halbuki tüm problem işçinin kendisidir, bilgisizliğinden dolayı korkmuştur, mücadele edememiştir.

Olayı özü manevi güçtür ve bu güç ise ancak bilgi ile olur.

 

Peki, taşeron işçilerin hakları nelerdir?

Öncelikle taşeron işçinin hak kazanabilmesi için, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Bunun içinde şu şartlar gerekmektedir.

A-) 2 ayrı işverenin bulunması (Örneğin X Opratörü, Diyarbakır Bölge ile X BÇO Firması)

B-) Mal veya hizmet Üretimine ilişkin bir işin varlığı (Örneğin; arıza bakım, kurulum, montaj, arıza takibi, depolama)

C-) İşçilerin sadece asıl işverenden alınan işte çalıştırılması (Örneğin; sürekli olarak X operatörünün Diyarbakır Bölgesinde çalışma. Taşeronların yani BÇOların sürekli değişmesi önemli değildir, önemli olan işçinin hep aynı asıl işverenin yani operatörün işyerinde çalışmasıdır.)

D-) Asıl işveren ile alt işverenin muvazaalı ilişki içine girmemeleri gerekir. (Yardımcı işler taşerona verilmelidir. Güvenlik, temizlik, veri girişi vs. Asıl iş bölünerek taşerona verilemez. Aksi durumda taşeron işçisi, asıl işverenin işçisi sayılır. Ama burada işin ilginç yanı bir çok BÇO çalışanı ilgili operatörün şirket tüzüğünde belirttiği bir çok asıl işini de yapmaktadır…)

Yukarıda şartlar gerçekleştiğinde İş Kanunu 2/6 maddesi uyarınca taşeron işçilerin tüm haklarından HEM ASIL İŞVEREN, HEM ALT İŞVEREN BİRLİKTE SORUMLUDUR.

 

Gelelim taşeron işçinin haklarına;
Kıdem ve ihbar tazminatı hakkı açısından: Öncelikle taşeron işçi, asıl işverenin işinde çalıştığı ve ilk taşerondaki ilk işe giriş tarihinden son taşeron şirketinde işten çıkmış olduğu tarihe kadarki süre içindeki süreler itibariyle kıdem ve ihbar tazminatı hakkı vardır. Bu tazminatlardan hem asıl işveren hem son taşeron sorumludur. Örneğin, Mehmet İsimli taşeron işçi 01.01.2000 tarihindegsm operatörüne ait Diyarbakır bögesindeki ihaleyi alan X taşeron şirketinde depo personeli olarak işe başlasın. Bir sene çalıştıktan sonra Y taşeron gelsin ve SGK da çıktı-girdi olsun ve taşeron işçi devamlı çalışmaya devam etsin ve sürekli olarak taşeronlar değişerek her yıl A-B-C-D-E-F-G-H gibi taşeron şirketler Diyarbakır bölgede 1 sene ihale alıp gitmiş fakat taşeron işçi Mehmet, sürekli olarak Diyarbakır bölgede depo personeli olarak çalışmıştır. 01.01.2000 de işe giren taşeron işçi, 10 taşeron şirket değiştirirken 01.01.2010 tarihinden itibaren asıl işveren olan X gsm operatörünün Diyarbakır bölgesindeki depolama istifleme vs işlerini yapmıştır. 10 yıl sonra da en son ihaleyi alan K taşeron şirketi tarafından işe alınmamış ve işten çıkarılmıştır. Bu durumda Mehmet’in hakkı var mıdır? Mehmet ne yapmalıdır? Kimden nasıl tazminatlarını alabilir?
Mehmet, 01.01.2000-01.01.2010 tarihleri arasındaki çalışmaların hakkını X gsm operatörü Diyarbakır bölgesine 4857 sayılı İş Kanunu 2/6 maddesi uyarınca ve son çalıştığı H taşeron/BÇO şirketine 4857 sayılı İş Kanunu 6 maddesi uyarınca İş Mahkemesine alacak davası açarak kıdem ve ihbar tazminat hakkını alabilir. Son taşeron şirket olan H, İş Kanunu 6. Madde uyarınca işyeri devri kuralları gereği Mehmet’in önceki gelen taşeron şirketinden gelen haklarını devralmıştır. Asıl işverenin de İş Kanunu 2/6 madde gereğince de Mehmet’in tüm yıllarından sorumludur. SON TAŞERON ŞİRKET BENDEN ÖNCEKİ ÇALIŞMALARIN BENİ İLGİLENDİRMEZ DİYEMEZ. İşyeri devri kuralları ve asıl işveren sorumluluğu tüm taşeron işçilerin haklarını korumaktadır.

 

Fazla çalışma, resmi bayram ve genel tatil ücretleri ücretleri açısından; Yukarıda belirtilen asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve işyeri devri kuralları aynen uygulanır.

Ücret ve sigorta primi açısından; İşçinin sigorta primlerin ödenip ödenmediği, işçinin ücretin ödenip ödenmediği ile ilgili her konuda asıl işveren de yani gsm operatörü de sorumludur. Bu sebeple asıl işverenler ihale yaparken BÇOlardan/taşeronlardan belirli bir teminat almaktadır. Bu hususta da yukarıda belirtilen kurallar geçerli olup asıl işverenin, “taşeron işçinin tazminat hakkından sorumlu değilim” şeklindeki sözleşme hükmü taşeron işçiyi bağlamamaktadır.

Yıllık izin ve iş güvencesi açısından; Yıllık izin ücretinde ise işçinin çalıştığı süreler dikkate alınır ve işçinin, asıl işverenin işinde başladığı tarihten baz alınarak yıllık izin süreleri hesaplanacaktır. Ayrıca işe iade davasını kazanan işçinin işe başlatmama ve boşta geçen ücretlerden asıl işveren ile birlikte son taşeron şirket de sorumludur.

Görüldüğü üzere taşeron işçinin yasal hakları, 4857 sayılı İş Kanunun 2. Maddesinin 6. Fıkrasında yer alan asıl işverenin sorumluluğu maddesi ile korunmaktadır.

Ayrıca Resmi Gazete’de yeni  yayınlanan bir kararı da yazımıza ayrıca ekliyoruz:

 

 

 

 

*Bilgilendirme için Av. Suat Yurdseven’e teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Kaynak: Av. Suat Yurdseven, http://www.sevenhukuk.com

 

Author: Haber Merkezi

Konu hakkında ki düşüncelerinizi yazın!