HATIRLAYALIM, TELEKOM GREVİNDE NELER OLMUŞTU?

Categories: Genel,Sabit Telekom

“Birlikte hareket etmenin, gerçek sendikacılık ruhunun önemini hatırlatmak adına 2007 yılına ait internetten derlediğimiz bir haberi tekrardan sizlere sunuyoruz.” / EDİTÖR

 

TELEKOM: HER YERDE GREV VAR!

Tarih 16 Ekim 2007, grev pankartları tüm ülkede Telekom müdürlükleri ve santral binalarına asılmış. İşçiler aldıkları ücreti belgeleyen bordroları yakıyorlar. Her yerdeler… 81 ilde 700 ana nokta ve buralara bağlı santrallerde, 26 bin işçi grevde…

Uzun yıllar sonra böylesine kapsamlı bir grev yaşanıyordu. Neler olduğuna, nasıl sonuçlandığına değinmeden, adım adım greve nasıl gelindiğine bir bakalım.

15 Temmuz 2005 tarihinde hepimizi ilgilendiren bir imza atıldı. Masanın bir tarafında devlet yetkilileri diğer tarafta ise Oger Telekom yetkilileri oturuyordu. Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin satışı gerçekleştirildi. Telekom’u neredeyse bedavaya alanların ilk işi işçilerin örgütlülüğüne saldırmak oldu. 14 bin işçi başka kurumlara nakledildi, kapsam dışı personelin kapsamı genişletildi. Plan hazırdı; sendikalı işçiler kurumdan tasfiye edilecek, kapsam dışı uygulaması ile işe yeni alınanların üyelikleri engellenecek ve böylece kölelik koşulları dayatılabilecekti.

 

İŞÇİ ‘GREV’ DEDİ

Osmanlı’daki ilk grevlerden birini 1872 yılında Beyoğlu telgraf işçileri yapmıştı. Yani Telekom’un tarihi kadar, işçilerin mücadele tarihi de eskiydi. Oger bunu hesaba katmamıştı.

29 Ekim 2007’ye gelindiğinde Haber-İş ile Oger arasında TİS görüşmeleri başladı. Yapılan görüşmelerde işçilerin taleplerine yanıt verilmedi. Haber-İş Sendikası, eşit işe eşit ücret, taşeronlaştırma ve esnek çalışmanın engellenmesi, kapsam dışı çalışmanın bitirilmesi, ücretlerin artırılması taleplerinde bulunmuştu. Patron ise artış bir yana ücretlerin yüzde 12.9 oranında geri çekilmesini dayatıyordu. Telekom işçilerinin ücreti asgari ücret seviyesine çekilmek amaçlanıyordu. Ayrıca kapsam dışı uygulaması genişletilerek sendika üyelikleri engellenmek isteniyordu.

 

SABOTAJ SUÇLAMASI

Sonuç olarak grev kararı alındı ve 16 Ekim’de büyük bir coşkuyla başladı. Bütün santrallerde işçiler önlüklerini giydi, sloganlar attı, halaylar çekti. Oger de ilk günden hamlelerine başlamıştı. 17 Ekim 2007 günü yani grevin 2. günü gazeteler sabotaj başlıklarıyla çıktı: “Telekom kablo hırsızlarıyla baş edemiyor” (Milli Gazete), “Telekom kablolarını polise satmaya çalıştılar” (Hürriyet)… Aynı gün Oger’in adamları basın toplantısı düzenleyerek işçileri sabotajla suçladı ve bu suçlama grev bitene kadar sürdü.

Grevin ilk gününden başlayan bu saldırılar işçileri yeni tedbirler almaya zorladı. Grev önlükleriyle santral önünde beklemenin başarı için yetmeyeceğini gördüler. Evet, grev bir sınıf savaşıydı ve buna uygun yeniden örgütlenmek gerekiyordu.

“Savaşa giriyoruz, aramızda geçmişte yaşananların hiçbir önemi kalmadı. Sen şimdi komutanımsın, emret ne istiyorsan ben yapayım.” Bu sözler Telekom’a bağlı bir müdürlükte uzun zaman temsilcisi ile konuşmayan bir işçiye ait. Artık işçiler arasında güçlü bir bağ kurulmuştu. Telekom işçileri sadece kendi bulundukları müdürlüklerde, ilçelerde ya da illerdeki işçi arkadaşları ile değil, diğer illerdeki kardeşleri ile de haberleşiyor ve direnişlerini nasıl büyüteceklerini tartışıyor, kararlar alıyorlardı.

 

16 Ekim 2007’de Türkiye Genelinde greve Başlayan Türk Telekom işçilerinin 14 Kasım 2007 günü Beyazıt Meydanı’ndan Sultanahmet’e kadar yaptıkları yürüyüş videosu.

 

‘KANUNSUZ OLABİLİR AMA VALİNİN EMRİ’

İşçilerin iletişim araçlarından biri olan Haber-İş Sendikasının internet sitesi, grevin 5. günü Ankara Cumhuriyet Savcılığı kararıyla erişime engellendi. Grevin 8. gününde Gaziosmanpaşa’da arızalara müdahale için getirilen grev kırıcılarını engellemek isteyen Telekom işçileri polislerce zor kullanılarak polis aracına bindirildi. Altı saat boyunca esir tutulan işçiler, ancak arıza giderildikten sonra serbest bırakıldı. Grevin ikinci haftası Diyarbakır Havaalanında yaşanan bir arızanın giderilmesi için valilik 6 işçinin grev dışına çıkarılmasını istedi. Diyarbakır Emniyeti 6 işçiyi zorla arızanın yaşandığı yere götürmüştü. İşçilerin itirazı üzerine polisin verdiği yanıt “Kanunsuz olabilir ama valinin emri” oldu.

Grev döneminde hiçbir işçinin iş akdi feshedilemez. Yasalar böyle demesine rağmen çeşitli gerekçelerle birçok işçinin işine son verildi. Ayrıca sendika yöneticileri hakkında çete kurmak iddiasıyla suç duyurusunda bulundular. Psikolojik bir savaş başlatılmıştı. Birebir görüşerek, evlerine mektuplar yollanarak işçileri kandırmaya çalıştılar. Telekom yönetimi sağlık sorunları yaşayan işçilere sevk vermiyordu.

 

DAYANIŞMA KAZANDIRIR

Greve yönelik saldırılar arttıkça işçiler de kenetleniyor ve her gün biraz daha deneyim kazanarak ilerliyorlardı.

Grev komiteleri oluşturan işçiler, aralarında görevlendirmeler yapmıştı: Basınla kim ilgilenecek? Bildiriler halka nasıl dağıtılacak? Gelen misafirlerle kimler ilgilenecek? Kurumlarla diyalog nasıl sağlanacak? Dayanışma nasıl örgütlenecek?

İşçiler, çıkardıkları bildirilerle grevin nedenlerini ve yaşananları mahallelerde, kahvelerde halka anlattılar. Müdürlükler ve santraller önünde görevli grevciler, gün boyu gelenlere taleplerini anlatıp destek istediler.

Müdürlükler bayram yerine dönmeye başlamıştı; vatandaşlar artık işlem yaptırmak için değil desteğe geliyordu, sendikaya destek mesajları yağıyordu. Neredeyse tüm sendikalar Telekom işçilerine desteğini açıklamış, ziyaretlerde bulunmuştu. Aydınlar, sanatçılar, öğrenciler her gün Telekom işçilerinin mücadelesini desteklemek için grev çadırlarındaydı.

Grevin ilk günü başlayan sabotaj yalanına 18 Ekim’de İstanbul’da çeşitli iş kollarından işçilerin eylemiyle yanıt verildi.

Beşinci gün grevi ziyaret eden Tuzla tersane işçileri de, 27 Ekim’de yaşanan iş cinayetleriyle ilgili bir eylem hazırlığı içerisindeydi. Grevdeki 150 Telekom işçisi, tersane işçilerinin eylemine katılarak destek verdi. Grev bir okuldu ve Telekom işçileri artık biliyordu ki, hangi iş kolu olursa olsun işçi sınıfının her türlü hak mücadelesi ve kazanımı doğrudan kendilerini ilgilendiriyordu.

İşçilerin maddi ihtiyaçlarına destek olmak üzere “Grevdeki işçi kardeşinle 5 liranı paylaş” kampanyası başlatıldı. Binlerce işçi, memurlar, gençler, kadınlar kampanyaya katıldı. Böylece grev birinci ayı doldurmasına rağmen işçiler ekonomik olarak sıkıştırılamamıştı.

Dayanışma ülke sınırlarını aşmıştı. İlk uluslararası dayanışma, grevin dördüncü gününde, dünyada 15 milyon üyesi bulunan uluslararası sendikalar ağı Global Union’dan geldi. Global Union, çalışma bakanı ve başbakana mektup gönderdi. Sonraki günlerde dünyanın çeşitli ülkelerinden işçiler ve sendikalar, Türkiye’ye gelerek grev çadırlarını ziyaret etti, kendi ülkelerinde dayanışma eylemleri düzenledi.

Böylece grevde 44. güne gelindiğinde, patron ile sendika arasında uzun süren görüşmeler sonucunda, işçilerin taleplerinin kabul edilmesi üzerine sözleşme imzalandı. Telekom grevi, birleşen işçilerin yenilemeyeceği gerçeğini, bir kez daha gün yüzüne çıkararak son buldu.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: evrensel.net

Author: Haber Merkezi

Konu hakkında ki düşüncelerinizi yazın!